Saklı Pay ve Tenkis Davası: Mirasbırakanın Tasarruf Özgürlüğünün Sınırları
- JurisNote

- 24 Tem
- 6 dakikada okunur
Miras hukuku, mirasbırakanın malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunma özgürlüğü ile mirasçıların korunması arasındaki hassas dengenin kurulduğu hukuk alanlarından biridir. Kural olarak her kişi, sağlığında malvarlığı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir ve ölümünden sonra malvarlığının ne şekilde intikal edeceğine ilişkin ölüme bağlı tasarruflar yapabilir. Bununla birlikte söz konusu tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir. Kanun koyucu, mirasbırakanın belirli yakınlarının miras hakkını korumak amacıyla saklı pay kurumunu düzenlemiş; bu kapsamda mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı, saklı paylı mirasçıların kanunen korunan payları ile sınırlandırmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 505. maddesi uyarınca mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında tasarruf özgürlüğüne sahiptir. Bir başka ifadeyle, mirasbırakanın altsoyu, ana ve babası veya sağ kalan eşi bulunuyorsa mirasbırakanın tasarruf serbestisi bu kişilerin saklı payları ile sınırlanmakta; saklı paylar dışında kalan kısım ise tasarruf edilebilir kısım olarak kabul edilmektedir. Nitekim konuya ilişkin kaynaklarda da tasarruf özgürlüğünün, terekeden saklı paylar toplamı çıkarıldıktan sonra kalan tereke değerleri üzerindeki tasarruf yetkisini ifade ettiği belirtilmektedir.
Bu makale kapsamında saklı pay kurumu, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün sınırları, tenkis davasının hukuki niteliği, tenkise tabi kazandırmalar, sağlararası kazandırmalarda saklı payı zedeleme kastı ve tenkis davasının muris muvazaası davasından ayrılan yönleri ele alınacaktır.
A. Saklı Pay Kurumu ve Tasarruf Edilebilir Kısım
Saklı pay, kanun koyucunun belirli mirasçılar lehine koruma altına aldığı ve mirasbırakanın serbestçe tasarruf edemeyeceği miras payını ifade etmektedir. Bu kurumun temel amacı, mirasbırakanın malvarlığı üzerinde sahip olduğu tasarruf özgürlüğünün, kanunen korunması gereken yakın mirasçıların miras hakkını tamamen bertaraf edecek şekilde kullanılmasını önlemektir.
Mevcut düzenleme uyarınca saklı paylı mirasçılar; mirasbırakanın altsoyu, ana ve babası ile sağ kalan eşidir. Bu kişiler, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufları veya belirli koşullar altında sağlararası kazandırmaları karşısında saklı paylarının korunmasını talep edebilirler. Buna karşılık, saklı pay sahibi olmayan mirasçılar bakımından tenkis davasına başvurma imkânı bulunmamaktadır.
Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki saklı pay kurumu, mirasbırakanın malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunma özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Mirasbırakan, saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal etmediği ölçüde malvarlığı üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunabilir. Saklı payı ihlal eden tasarruflar ise kendiliğinden hükümsüz hale gelmez; saklı paylı mirasçının talebi üzerine tenkis hükümleri çerçevesinde tasarruf edilebilir sınıra indirilir.
Bu yönüyle saklı pay kurumu, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü ile mirasçıların korunması arasındaki dengeyi sağlayan temel miras hukuku mekanizmalarından biridir.
B. Tenkis Davasının Hukuki Niteliği
Tenkis davası, mirasbırakanın saklı payı ihlal eden ölüme bağlı tasarrufları ile kanunda öngörülen şartları taşıyan sağlararası kazandırmalarının, tasarruf edilebilir kısmı aşan bölümünün indirilmesini sağlayan dava türüdür.
Bu yönüyle tenkis davası, borçlar hukukundaki irade sakatlığına dayalı iptal edilebilirlik hallerinden, aile hukukundaki mutlak veya nispi butlan yaptırımlarından ve miras hukukunda ölüme bağlı tasarrufların ehliyetsizlik, irade sakatlığı veya şekle aykırılık sebepleriyle iptalinden ayrılmaktadır. Nitekim kaynaklarda da tenkis davasının, miras hukukuna özgü bir iptal davası olarak nitelendirildiği ancak bu davada saklı paylı mirasçının, mirasbırakanın ölümünden sonra doğan talep hakkı doğrultusunda kazandırmanın tenkisini istediği ifade edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.2021 tarihli, 2017/1827 E. ve 2021/625 K. sayılı kararında da bu ayrım açıkça ortaya konulmuş ve;
“...Bu dava ile mirasbırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarruf edilebilir sınıra çekilmesi amaçlanmıştır...”
denilmiştir. Aynı kararda tenkis davasının yenilik doğuran bir dava olduğu vurgulanmış; sağlararası veya ölüme bağlı bir tasarruf ile saklı pay sahibi mirasçının saklı payına el atılması halinde, yapılan tasarrufun tenkis davası yoluyla saklı paylı mirasçının saklı payı temin edilinceye kadar indirime tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Bu nedenle tenkis davası, kazandırmanın baştan itibaren hükümsüzlüğünü sağlayan bir mutlak butlan davası olarak değil, saklı payı ihlal eden kazandırmanın hukuki etkisini kanuni sınıra indiren, yenilik doğurucu nitelikte bir dava olarak değerlendirilmelidir.
C. Tenkis Davasını Açabilecek Kişiler
Tenkis davasını kural olarak saklı paylı mirasçılar açabilir. Bu dava, tüm mirasçıların genel miras payını değil, yalnızca saklı pay sahibi mirasçıların kanunen korunan saklı paylarını güvence altına almaktadır. Bu nedenle saklı paylı mirasçı olmayan kişilerin, mirasbırakanın yaptığı kazandırmalara karşı tenkis davası açma hakkı bulunmamaktadır.
Konuya ilişkin kaynaklarda da tenkis davasını yasal mirasçıların tamamının değil, yalnızca saklı paylı mirasçıların açabileceği; bu dava ile saklı paylı mirasçıların tüm miras paylarının değil, kanunda belirtilen saklı paylarının korunduğu ifade edilmektedir. Tenkis davası, miras ortaklığı adına açılan bir dava değildir. Her saklı paylı mirasçı, kendi saklı payının ihlal edildiği ölçüde ve kendi hakkına dayanarak dava açabilir. Bu nedenle tenkis davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması zorunlu değildir. Saklı paylı mirasçının dava açabilmesi için öncelikle saklı payını elde edememiş olması gerekir. Saklı paylı mirasçıya mirasbırakan tarafından daha önce yapılan kazandırmaların, onun saklı payını karşılayıp karşılamadığı da bu aşamada dikkate alınmalıdır.
D. Tenkise Tabi Kazandırmalar
Tenkis davasının konusu, mirasbırakanın saklı payı ihlal eden kazandırmalarıdır. Bu kazandırmalar ölüme bağlı tasarruflar olabileceği gibi, kanunda sınırlı şekilde sayılan bazı sağlararası kazandırmalar da olabilir.
Ölüme bağlı tasarruflar bakımından temel kural, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmalarının tenkise tabi olmasıdır. Buna karşılık sağlararası kazandırmalar bakımından daha sınırlı bir sistem benimsenmiştir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı her kazandırma, saklı payı fiilen etkilese dahi kendiliğinden tenkise tabi olmaz. Sağlararası bir kazandırmanın tenkise tabi tutulabilmesi için TMK’nin 565. maddesi kapsamında sayılan hallerden birine girmesi gerekir.
Bu nedenle tenkis davasında öncelikle kazandırmanın niteliği belirlenmeli; kazandırmanın ölüme bağlı tasarruf mu yoksa sağlararası kazandırma mı olduğu tespit edilmeli; sağlararası kazandırma söz konusuysa bunun TMK’nin 565. maddesi kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
E. Sağlararası Kazandırmalarda Saklı Payı Zedeleme Kastı
Sağlararası kazandırmalar bakımından en çok tartışma yaratan hallerden biri, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalardır. TMK’nin 565. maddesinin ilgili düzenlemesi, mirasbırakanın sağlığında yaptığı bazı kazandırmaların, aradan uzun süre geçmiş olsa dahi tenkise tabi tutulabilmesine imkân tanımaktadır. Ancak bunun için yalnızca saklı payın ihlal edilmiş olması yeterli değildir; mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla hareket ettiğinin de ortaya konulması gerekir.
Konuya ilişkin kaynaklarda, TMK’nin 565 maddesinin dördüncü bendinin uygulanabilmesi için objektif unsur olan saklı pay ihlalinin yanında, sübjektif unsur olarak saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacının da bulunması gerektiği ifade edilmektedir. Eğer mirasbırakanın saklı payı etkisiz kılma amacı yoksa, yapılan tasarruf saklı payı ihlal etse bile bu bent kapsamında tenkis uygulanmayacaktır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2016 tarihli, 2016/3794 E. ve 2016/3455 K. sayılı kararında bu husus şu şekilde ifade edilmiştir:
“...Somut olayda, temliki tasarruflar mirasbırakanın ölüm tarihinden evvelki bir yıldan daha önce gerçekleştirildiğine göre, öncelikle anılan tasarruflar bakımından saklı payı zedeleme kastının varlığının davacı tarafça ispatlanması zorunludur...”
Yargıtay kararında da ifade edildiği üzere, mirasbırakanın ölümünden önceki bir yıldan daha eski tarihli kazandırmalar bakımından saklı payı zedeleme kastının davacı tarafça ispatlanması gerekir. Bu ispat, somut olayın özellikleri dikkate alınarak yapılır. Mirasbırakanın malvarlığının tamamını veya önemli bir kısmını devretmesi, kazandırmanın yakın hısımlar lehine yapılması, kazandırmadan sonra mirasbırakanın ekonomik durumunun önemli ölçüde zayıflaması, diğer saklı paylı mirasçılarla olan ilişkiler ve kazandırmanın olağan hayat akışına uygun olup olmadığı bu değerlendirmede dikkate alınabilecek başlıca ölçütlerdir.
F. Tenkis Davasında İspat ve Değerlendirme Ölçütleri
Tenkis davasında ispat yükü genel hükümler çerçevesinde davacıdadır. TMK’nin 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 190. maddesi uyarınca, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu kapsamda tenkis davası açan saklı paylı mirasçı; saklı paylı mirasçı olduğunu, mirasbırakanın öldüğünü, saklı payının ihlal edildiğini ve tenkise tabi bir kazandırmanın bulunduğunu ortaya koymalıdır.
Sağlararası kazandırmalar bakımından ise özellikle TMK’nin 565 maddesinin dördüncü bendi kapsamında, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla hareket ettiğinin ispatı önem taşır. Kaynaklarda, saklı payı zarar gören mirasçının, mirasbırakanın kazandırmayı yaptığı esnada saklı payı zedeleme kastının bulunduğunu her türlü delille ispat edebileceği belirtilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.07.2010 tarihli, 2010/360 E. ve 2010/372 K. sayılı kararında da;
“...Saklı payı zedeleme kastı tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilecektir...”
denilerek, saklı payı zedeleme kastının ispatında geniş delil serbestisinin bulunduğu kabul edilmiştir.
G. Tenkiste Sıra
Tenkis davasında birden fazla kazandırmanın bulunması halinde, hangi kazandırmadan başlanarak indirim yapılacağı da önem taşımaktadır. TMK’nin 570. maddesi uyarınca tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse en yeni tarihli sağlararası kazandırmadan başlanarak eski tarihli kazandırmalara doğru yapılır.
Bu sistem, mirasbırakanın ölümüne daha yakın tarihte yaptığı sağlararası kazandırmaların, saklı payı ihlal etme ihtimali bakımından daha öncelikli değerlendirilmesini sağlamaktadır. Böylece tenkis, belirli bir sistematik içinde yapılmakta ve saklı paylı mirasçının hakkı, kazandırmalar arasında kanuni bir sıra gözetilerek korunmaktadır.
Bu kapsamda mahkeme tarafından öncelikle terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi, saklı pay oranlarının hesaplanması, tasarruf edilebilir kısmın tespit edilmesi ve ardından saklı payı ihlal eden kazandırmaların hangi sırayla tenkise tabi tutulacağının belirlenmesi gerekir.
I. Sonuç
Saklı pay ve tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü ile saklı paylı mirasçıların korunması arasındaki hukuki dengenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Mirasbırakan, kural olarak malvarlığı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir. Ancak bu serbesti, kanun koyucunun belirli mirasçılar lehine koruma altına aldığı saklı paylarla sınırlıdır.
Tenkis davası, saklı payı ihlal edilen mirasçının, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmalarının indirilmesini talep edebilmesini sağlayan yenilik doğurucu nitelikte bir dava türüdür. Bu dava ile amaçlanan, mirasbırakanın yaptığı kazandırmanın bütünüyle hükümsüz hale getirilmesi değil, saklı paylı mirasçının kanunen korunan miras payına kavuşmasının sağlanmasıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar bakımından tenkis daha geniş bir uygulama alanına sahipken, sağlararası kazandırmalar bakımından TMK m. 565’te sayılan sınırlı hallerin bulunması gerekir. Özellikle mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yaptığı kazandırmalar bakımından, yalnızca saklı pay ihlali yeterli olmayıp bu amacın da somut olayın özellikleri çerçevesinde ispatlanması gerekir.
Sonuç olarak tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü ortadan kaldıran bir yaptırım değil, bu özgürlüğün saklı paylı mirasçıların korunması amacıyla kanuni sınırlar içinde kalmasını sağlayan bir denetim mekanizmasıdır. Bu nedenle her somut olayda kazandırmanın niteliği, tarihi, kapsamı, mirasbırakanın amacı, saklı paylı mirasçının durumu ve terekenin genel yapısı birlikte değerlendirilmelidir.
Saygılarımızla,
JurisNote




Yorumlar