top of page

Kira Tespit Davalarının Hukuki Çerçevesi: Yasal Dayanaklar, Uygulama Koşulları ve Sınırları

Konut piyasasında son yıllarda gözlemlenen ekonomik dalgalanmalar, kira hukukunu mülkiyet hakkı ile barınma hakkı arasındaki dengenin hassas biçimde kurulduğu hukuk alanlarından biri haline getirmiştir. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kira bedelleri ile taşınmazların güncel piyasa değerleri arasındaki farklılaşmanın belirgin hale gelmesi, taraflar arasındaki ekonomik menfaat dengesinin korunmasına yönelik hukuki mekanizmaların önemini artırmıştır.

 

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 344. maddesi uyarınca, taraflarca yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış oranına ilişkin yapılan anlaşmalar, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki (“TÜFE”) on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşmamak koşuluyla geçerli kabul edilmektedir. Kanun koyucu bu düzenleme ile kira ilişkisindeki menfaat dengesini korumayı amaçlamış; mevcut kira bedelinin, zaman içerisinde taşınmazın emsal kira değerinden önemli ölçüde farklılaşabildiği durumlar bakımından ise belirli şartlar altında kira bedelinin hâkim tarafından yeniden belirlenmesine imkân tanımıştır.

Bu makale kapsamında kira tespit davalarının hukuki dayanağı, uygulanma koşulları ve yargısal sınırları; ilgili mevzuat hükümleri, Yargıtay içtihatları ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirilecektir.

 

A.        Beş Yıllık Eşik ve Rayiç Bedelin Yargısal Denetimi

TBK’nın 344. maddesinin 3. fıkrasında “Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.” hükmü havidir.

 

İlgili düzenleme kapsamında doktrinde ve uygulamada “beş yıllık eşik” olarak ifade edilen denetim mekanizması, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerindekira bedelinin yeniden belirlenmesine imkan sağlamaktadır. Bu aşamada, taraflar arasında kira artış oranına ilişkin bir anlaşma bulunup bulunmadığı önem arz etmeksizin, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli hakim tarafından somut olayın özellikleri çerçevesinde belirlenmektedir. Hakim, söz konusu değerlendirmeyi yaparken TÜFE’deki değişim oranını, kiralananın güncel fiziksel ve ekonomik özelliklerini, taşınmazın bulunduğu bölgedeki emsal kira bedellerini ve hakkaniyet ilkesini birlikte değerlendirmektedir.

 

Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında, kira tespit davalarında bilirkişi tarafından belirlenen emsal kira bedeli üzerinden “hak ve nesafet” ilkesi çerçevesinde belirli ölçüde indirim yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2025 tarihli 2025/3101 E. ve 2025/4808 K. sayılı kararında;

 

“Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre konut ve çatılı iş yeri kiralarında kira süresinin belirli veya belirsiz süreli, kısa veya uzun süreli olduğuna bakılmaksızın beş yılın sonunda yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli hakim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak belirlenir. Uygulamada beş yıl sonrasındaki belirleme “hak ve nesafet” dönemi kabul edilerek bilirkişi tarafından kiralananın boş olarak aynı şartlarda kiraya verilmesi halinde getireceği kira bedelinin belirlenmesi sonrasında % 5 ila %20 arası “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca indirim yapılarak kira parasının iş yerleri için brüt olarak tespitine karar verilirken;

özellikle tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun indirim yapılarak makul bir kira parasına hükmedilmelidir.”

 

Yargıtay kararında da ifade edildiği üzere uygulamada genellikle %5 ila %20 arasında değişen oranlarda indirim yapılmaktadır. Söz konusu indirim; kiraya verenin taşınmazın boş kalma ihtimali, yeni kiracı temin edilmesine ilişkin süreçler, pazarlama giderleri ve emlak komisyonu gibi maliyetlerle karşılaşmamasının dikkate alınmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu uygulama ile uzun süreli kira ilişkilerinde taraflar arasındaki ekonomik dengenin yeniden tesis edilmesi amaçlanmaktadır.Böylece bir taraftan kiraya verenin mülkiyet hakkını korunurken diğer taraftan kiracının, taşınmaz üzerindeki yerleşik durumunu ve hukuki güvenliğini gözetilmektedir.

 

B.         Kira Tespit Davasının Açılma Şartları ve Dava Açma Süresi

Kira tespit davasının hangi dönem bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, yalnızca kira bedelinin belirlenmesi açısından değil, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kapsamının belirlenmesi bakımından da önem taşımaktadır. Kanun koyucu, kira bedelinin geçmişe etkili şekilde değiştirilmesinin önüne geçmek amacıyla kira tespit davalarının belirli usul ve süre kuralları çerçevesinde açılmasını öngörmüştür. Bu kapsamda, TBK’nın 345. maddesinde dava açılma zamanı ile hükmedilecek kira bedelinin uygulanacağı döneme ilişkin esaslar düzenlenmiştir.

 

TBK’nın 345. maddesinde “Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar. Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur” hükmüne yer verilmiştir.

 

Anılan düzenleme uyarınca kira tespit davası her zaman açılabilmekteyse de mahkemece belirlenecek yeni kira bedelinin hangi kira dönemi bakımından uygulanacağı hususu belirli koşullara bağlanmıştır. Buna göre, yeni kira döneminin başlangıcından en az otuz gün önce kiracıya yazılı bildirimde bulunulması veya sözleşmede yeni dönem kira artışına ilişkin bir hüküm yer alması halinde, dava yeni kira döneminin sonuna kadar açılmış olsa dahi hükmedilecek kira bedeli yeni dönemin başlangıcından itibaren sonuç doğurmaktadır.

 

Buna karşılık, belirtilen bildirim koşulunun yerine getirilmemesi ve sözleşmede yeni döneme ilişkin kira artış hükmünün bulunmaması halinde, açılan davanın sonuçları geçmişe etkili biçimde uygulanamamaktadır. Bu durumda mahkemece tespit edilen kira bedeli ancak bir sonraki kira dönemi bakımından hüküm ve sonuç doğuracaktır. Bu düzenleme ile kira ilişkisinde öngörülebilirliğin sağlanması, kiracının ani ve beklenmedik ekonomik yüklerle karşı karşıya bırakılmasının önlenmesi ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin korunması amaçlanmaktadır.

 

C.        Emsal Kira Bedelinin Tespitinde Dikkate Alınan Ölçütler 

Kira tespit davalarının uygulamadaki en önemli aşamalarından biri, kiralanan taşınmazın güncel piyasa koşulları içerisindeki rayiç kira değerinin belirlenmesidir. Nitekim TBK’nın 344. maddesi uyarınca hakimin kira bedelini belirlerken dikkate aldığı temel unsurlardan biri emsal kira bedelleridir. Bununla birlikte emsal kira bedelinin tespiti, yalnızca aynı bölgede bulunan taşınmazların kira bedellerinin karşılaştırılmasına dayanan salt bir değerlendirme olmayıp kiralananın fiziksel özellikleri,kullanım niteliği ve bulunduğu çevresel koşulların birlikte incelendiği kapsamlı bir değerlendirme sürecini ifade etmektedir.

 

Uygulamada emsal kira bedellerinin belirlenmesinde öncelikle kiralanan taşınmaz ile karşılaştırılacak taşınmazların aynı veya benzer bölgede bulunması, kullanım amacı bakımından benzer nitelik taşıması ve ekonomik değerlerini etkileyebilecek temel özellikler bakımından karşılaştırılabilir olması aranmaktadır. Bu kapsamda taşınmazın bulunduğu semt, ulaşım imkanları, sosyal çevresi, bulunduğu kat, cephe durumu, metrekaresi, yaşı, fiziksel durumu, kullanım alanı, manzara durumu ve teknik özellikleri gibi unsurlar değerlendirme kapsamında dikkate alınmaktadır.

 

Kira tespit davalarında emsal kira bedellerinin belirlenmesi çoğu durumda bilirkişi incelemesi aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda, emsal taşınmazların kira bedelleri ile kiralananın mevcut özellikleri karşılaştırılmakta; farklılık yaratan unsurlar ortaya konulmak suretiyle değerlendirme yapılmaktadır. Ancak bilirkişi raporları hakim bakımından bağlayıcı nitelik taşımamaktadır. Hakim, bilirkişi raporundaki tespitleri, dosya kapsamındaki diğer delilleri ve hakkaniyet ilkelerini birlikte değerlendirerek nihai sonuca ulaşmaktadır.

 

Bu yönüyle emsal kira bedeli, kira tespit davalarında doğrudan uygulanacak kesin bir ölçüt niteliğinde olmayıp hakimin kira bedelini belirlerken yararlandığı temel değerlendirme araçlarından biri olarak işlev görmektedir. Amaç yalnızca taşınmazın güncel piyasa değerinin tespit edilmesi değil; aynı zamanda taraflar arasındaki kira ilişkisinin özellikleri gözetilerek hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşılmasının sağlanmasıdır.

 

D.        Kira Tespit Davalarının Yasal Sınırları ve Uygulamadaki Sınırlamalar

Kira tespit davası, değişen ekonomik koşullar karşısında kira ilişkisindeki menfaat dengesinin korunmasına hizmet eden önemli bir hukuki kurum niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte söz konusu dava kurumu, kiraya verene sınırsız biçimde kira artışı talep etme imkanı sağlayan bir yol olarak değerlendirilmemektedir. Kanun koyucu, kira ilişkisindeki hukuki güvenliğin korunması ve taraf menfaatleri arasındaki dengenin sürdürülebilmesi amacıyla kira tespit davalarının kapsamını belirli sınırlar çerçevesinde düzenlemiştir. Nitekim yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere TBK’nın 345. maddesi kapsamında kira tespit davasının sonuçlarının hangi kira dönemi bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı belirli koşullara bağlanmıştır.

 

Bunun yanı sıra hakimin kira bedelini belirleme konusunda sınırsız bir takdir yetkisi de bulunmamaktadır. TBK’nın 344. maddesi kapsamında hakim tarafından yapılacak değerlendirmede; uyuşmazlığın niteliğine ve kira ilişkisinin süresine göre TÜFE’deki değişim oranı, kiralananın özellikleri, emsal kira bedelleri ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla kira bedelinin yalnızca piyasa koşullarındaki değişimler esas alınarak belirlenmesi veya yalnızca taraflardan birinin ekonomik menfaatinin gözetilmesi mümkün değildir. Hakim tarafından yapılacak değerlendirme, somut olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle objektif ölçütlere dayanmalıdır.

 

Diğer taraftan kira tespit davasının dolaylı bir tahliye mekanizması olarak kullanılması da hukuken kabul edilmemektedir. Kira ilişkisinin sona erdirilmesine ilişkin hukuki yollar ile kira bedelinin güncellenmesine yönelik hukuki mekanizmalar birbirinden farklı kurumlar olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle kira tespit davasının amacı, kiracının taşınmazdan çıkarılmasını sağlamak değil; değişen ekonomik koşullar karşısında kira ilişkisinin sürdürülebilirliğini sağlayacak adil bir kira bedelinin belirlenmesidir.

 

Sonuç olarak kira tespit davalarının temel işlevi, taşınmazın güncel piyasa koşullarına uygun kira değerinin belirlenmesi suretiyle taraflar arasındaki ekonomik dengenin yeniden kurulmasını sağlamaktır. Ancak bu işlev yerine getirilirken mülkiyet hakkı, sözleşme serbestisi, kiracının hukuki güvenliği ve hakkaniyet ilkeleri arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle kira tespit davası, yalnızca ekonomik değişimlere cevap veren bir araç değil, aynı zamanda taraf menfaatleri arasında denge kuran bir hukuki mekanizma niteliği taşımaktadır.

 

 

E.         Sonuç

Kira ilişkileri, ekonomik koşullardaki değişimlerden doğrudan etkilenen ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin korunmasını gerekli kılan sürekli borç ilişkileri arasında yer almaktadır. Özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler, kira bedellerinin güncel piyasa koşullarına uyarlanması ihtiyacını daha belirgin hale getirmiştir. Bu kapsamda kira tespit davaları, kira ilişkisindeki ekonomik dengenin güncel koşullar çerçevesinde yeniden kurulmasına hizmet eden önemli bir hukuki kurum niteliği taşımaktadır.

 

TBK ile kira bedelinin belirlenmesinde yalnızca taraf iradeleri esas alınmamış; TÜFE oranı, kiralananın durumu, emsal kira bedelleri ve hakkaniyet ilkesi gibi objektif ölçütler de dikkate alınmıştır. Bununla birlikte kira tespit davaları, kiraya verene sınırsız biçimde kira artışı talep etme imkanı tanıyan bir yol olarak değerlendirilmemelidir.

 

Sonuç itibarıyla kira tespit davaları; mülkiyet hakkı ile kiracının korunması ilkesi arasında denge kurmayı amaçlayan ve taraflar arasındaki ekonomik ilişkinin sürdürülebilirliğine hizmet eden önemli bir hukuki araç niteliği taşımaktadır. Bu nedenle kira tespit davalarında yalnızca ekonomik göstergelerin değil; kanuni sınırlamaların, yerleşik yargı içtihatlarının, hakkaniyet ilkesinin ve somut olayın özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Saygılarımızla,

JurisNote

Yorumlar


bottom of page