Dosyanın İşlemden Kaldırılması Şartlarına İlişkin Yargıtay Kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E. 2025/5040, K. 2025/6361 sayılı ve 24.12.2025 tarihli kararı; taraf vekilince sunulan mazeretin değerlendirilmesi, dosyanın işlemden kaldırılması koşulları ve yoklukta yargılamaya devam edilmesinin hukuki sonuçlarına ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir. Karar, 18.03.2026 tarihli ve 33200 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
1. Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi
İncelemeye konu uyuşmazlıkta davacı tarafça, idari para cezasının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptali talep edilmiştir. Davacı vekili, davalının borca haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur.
Yargılama sürecinde davacı vekilinin 28.12.2023 tarihli duruşmaya katılamayacağına ilişkin mazeret dilekçesi sunduğu, söz konusu mazeretin mahkemece reddedildiği ve devamında dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dosyanın daha sonra yeniden ele alınarak davanın esası hakkında hüküm tesis edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık; taraf vekilince sunulan mazeretin değerlendirilme biçimi, mazeretin reddi sonrasında dosyanın işlemden kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı ve yoklukta yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) hükümleri karşısındaki hukuki sonuçları noktasında toplanmaktadır.
2. Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, incelemeye konu kararında öncelikle HMK’nın 150. maddesinde düzenlenen “dosyanın işlemden kaldırılması” kurumunun hukuki niteliği üzerinde durmuş; söz konusu düzenlemenin, tarafların usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmelerine rağmen yargılamayı takip etmemeleri hâlinde uygulanabilecek istisnai bir usul müessesesi niteliğinde olduğunu vurgulamıştır.
Daire, HMK’nın 150. maddesi kapsamında dosyanın işlemden kaldırılabilmesi için tarafların duruşmaya mazeretsiz şekilde katılmamış olmalarının veya davayı takip etmeyeceklerini açık biçimde bildirmelerinin gerektiğine işaret etmiştir. Bu kapsamda Yargıtay, geçerli bir mazeretin varlığı hâlinde tarafın yokluğunda gerçekleştirilen işlemlerin hukuki sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Kararda özellikle, taraf vekilince sunulan mazeretin değerlendirilmesinde mahkemenin takdir yetkisinin bulunmakla birlikte, bu yetkinin hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde kullanılması gerektiği vurgulanmıştır. Nitekim Yargıtay; somut olayda dosyanın resen takip edilmesi gereken davalardan olmadığını, bu nedenle taraf vekiline mazeretinin reddi sonrasında usulüne uygun şekilde yeniden süre verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Daire ayrıca, UYAP sistemi üzerinden duruşma gününün öğrenilmiş olmasının tek başına taraf vekilinin duruşmaya katılım yükümlülüğünü mutlak şekilde ortadan kaldırmayacağını; elektronik tebligatın okunma tarihi, mazeret dilekçesinin sunuluş zamanı ve yargılamanın niteliği birlikte değerlendirilerek usul ekonomisi ile savunma hakkı arasında makul bir denge kurulması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin yokluğunda davaya devam edilerek hüküm kurulmasının usul hükümleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşmış; bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemini kabul ederek kararın kanun yararına bozulmasına hükmetmiştir.
Sonuç
Kanaatimizce incelemeye konu karar, mazeret kurumunun medeni usul hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar ile dosyanın işlemden kaldırılması müessesesinin uygulanma koşullarının belirlenmesi bakımından uygulamaya yön verici niteliktedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, söz konusu kararıyla; taraf vekilinin mazeretinin değerlendirilmesinde şekli bir yaklaşım benimsenemeyeceğini, mahkemelerin usul kurallarını uygularken hukuki dinlenilme hakkı, savunma hakkı ve adil yargılanma ilkelerini birlikte gözetmek zorunda olduklarını açık biçimde ortaya koymuştur.
Karar bu yönüyle, HMK’nın 150. maddesi kapsamında dosyanın işlemden kaldırılması kurumunun otomatik şekilde uygulanamayacağını; özellikle taraf vekilince sunulan mazeretin niteliği, davanın resen takip edilip edilmediği ve tarafın yargılamaya katılım iradesi birlikte değerlendirilerek usulî işlemlerin tesis edilmesi gerektiğini göstermektedir.
Özellikle uygulamada, mazeret taleplerinin değerlendirilmesi sonrasında taraf yokluğunda yargılamaya devam edilmesi suretiyle verilen kararların usul hukuku bakımından ciddi sakıncalar doğurabileceği dikkate alındığında, Yargıtay’ın benimsediği yaklaşımın hukuki güvenlik, silahların eşitliği ilkesi ve adil yargılanma hakkı bakımından önem taşıdığı değerlendirilmektedir.
Saygılarımızla,
JurisNote





Yorumlar