top of page

Dayanışma Aidatı ve Toplu İş Sözleşmesine İlişkin Yargıtay Kararı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2025/8655, K. 2025/9695 sayılı ve 17.02.2025 tarihli kararı; dayanışma aidatı ödenmek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma rejimi, Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin iptal kararının uygulama alanı ve sendikal hakların korunması bakımından önemli hukuki değerlendirmeler içermektedir. Karar, 29.03.2026 tarihli ve 33215 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

 

1.     Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi

İncelemeye konu uyuşmazlıkta davacının, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilerek davalı idare bünyesinde sosyolog olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili; davalı idare ile Öz Büro İş Sendikası arasında akdedilen 1. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin (“Toplu İş Sözleşmesi”) 01.10.2021 yürürlük tarihli olduğunu, davacının ise dayanışma aidatı ödemek suretiyle söz konusu Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanma talebinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu kapsamda davacı taraf, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yürürlük tarihinden itibaren yararlandırılması gerektiğini belirterek çeşitli işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

 

Davalı idare vekili ise, davacının Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden ancak dayanışma aidatı talep tarihinden itibaren yararlanabileceğini, bu nedenle geçmişe etkili yararlanmanın hukuken mümkün olmadığını savunmuştur.

 

Uyuşmazlık; sendika üyesi olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödemek suretiyle Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden hangi tarihten itibaren yararlanabileceği ve Anayasa Mahkemesi’nin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (“Kanun”) 39. maddesine ilişkin iptal kararının somut uyuşmazlık bakımından ne şekilde uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.

 

2.     Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, incelemeye konu kararında öncelikle Kanun’un 39. maddesinde düzenlenen toplu iş sözleşmesinden yararlanma rejiminin hukuki mahiyeti üzerinde durmuş; taraf işçi sendikasına üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmelerinin mümkün olduğunu, ancak bu yararlanmanın belirli yasal koşullara tabi bulunduğunu ifade etmiştir.

 

Daire, kararında özellikle sendika üyeliği ile dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma kurumunun hukuki sonuçları bakımından aynı statüde değerlendirilemeyeceğine işaret etmiştir. Bu kapsamda Yargıtay; toplu iş sözleşmesinin hazırlanması, müzakere edilmesi ve imzalanması süreçlerinde taraf işçi sendikasının üstlendiği örgütsel yükümlülükler ile sendikal faaliyetlerin korunması gerekliliğini vurgulamış; dayanışma aidatı mekanizmasının ise sendika üyesi olmayan işçilere belirli ölçüde koruma sağlamak amacı taşıdığını belirtmiştir.

 

Kararda ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 30.12.2020 tarihli ve E.2020/57, K.2020/83 sayılı iptal kararına ayrıntılı şekilde yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında; dayanışma aidatı ödeyen işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının talep tarihinden itibaren geçerli olacağını öngören düzenlemenin, sendikal haklar ve ölçülülük ilkesi bakımından Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiğini değerlendirerek ilgili hükmün iptaline karar vermiştir.

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise somut uyuşmazlık bakımından, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten sonraki uyuşmazlıklarda işçinin dayanışma aidatı ödemek suretiyle Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yürürlük tarihinden itibaren yararlanabileceğini kabul etmiştir. Bu kapsamda Daire, ilk derece mahkemesinin davacının toplu iş sözleşmesinden geriye etkili şekilde yararlanamayacağı yönündeki değerlendirmesini hukuka uygun bulmamış ve kararın kanun yararına bozulmasına hükmetmiştir.

 

Kararın dikkat çeken yönlerinden biri de Yargıtay’ın sendikal özgürlük ile toplu iş sözleşmesi düzeninin korunması arasında denge kurmaya yönelik yaklaşımıdır. Daire, bir yandan sendika üyesi olmayan işçilerin dayanışma aidatı yoluyla toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmelerinin sendikal hakların korunması bakımından önem taşıdığını kabul etmiş; diğer yandan sendika üyeliği ile dayanışma aidatı ödenmesi suretiyle yararlanmanın tamamen eşdeğer hale getirilmesinin sendikal örgütlenme bakımından olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret etmiştir.

 

Sonuç

Kanaatimizce incelemeye konu karar, dayanışma aidatı ödenmek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma rejiminin kapsamı, sınırları ve hukuki sonuçları bakımından uygulamaya yön verici niteliktedir.

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, söz konusu kararıyla bir taraftan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ve normatif etkisine vurgu yapmış; diğer taraftan sendi

ka üyeliği ile dayanışma aidatı mekanizması arasındaki hukuki farklılığın korunması gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur.

 

Karar bu yönüyle; sendikal hakların korunması, toplu iş sözleşmesi düzeninin sürdürülebilirliği ve sendikal örgütlenme özgürlüğü arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini göstermektedir. Özellikle dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının zaman bakımından uygulanması ve yararlanmanın başlangıç tarihinin belirlenmesi hususlarında uygulamaya önemli ölçüde yön verebilecek nitelikte olduğu değerlendirilmektedir.

 

Saygılarımızla,

JurisNote

 


Yorumlar


bottom of page