KHK İle Kapatılan Şirkette Çalışan İşçinin Alacak Talebi Ve Karar Hakkı
- JurisNote

- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi
Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM” veya “Mahkeme”) incelemesine konu başvuruda, işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davada uyuşmazlığın esasına yönelik bir inceleme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (“Anayasa”) 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.
Somut olayda başvurucu Ö.C., F.G.A.Ş. nezdinde 1995 yılında çalışmaya başlamış; iş sözleşmesi 13/4/2016 tarihinde
feshedilmiştir. Başvurucu, feshin haklı nedene dayanmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açmıştır. Ancak yargılama devam ederken davalı şirketin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle KHK ile kapatıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi, iş sözleşmesinin haklı veya haksız nedenle feshedilip edilmediğini, başvurucunun kıdem tazminatına ya da diğer işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığını incelememiştir. Mahkeme, kapatılan kurum ve kuruluşlardan kaynaklanan alacaklar bakımından idari başvuru yolunun öngörüldüğünü belirterek davayı reddetmiştir.
Başvurucunun istinaf başvurusu da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/3548, K. 2022/68, T. 12/1/2022 sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, 675 sayılı KHK’nın 16. maddesi ve 670 sayılı KHK’nın 5. maddesi uyarınca alacak taleplerinin Hazine ve Maliye Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.
Uyuşmazlığın temelini, KHK ile kapatılan şirkette çalışan işçinin işçilik alacağı talebinin, alacağın varlığı ve feshin niteliği incelenmeden yalnızca idari başvuru yolu gösterilerek reddedilmesinin karar hakkı ile bağdaşıp bağdaşmadığı oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi
AYM, başvuruyu Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında ve karar hakkı yönünden incelemiştir. Mahkeme’ye göre karar hakkı, yalnızca dava açabilme imkânını değil, mahkemeye taşınan uyuşmazlığın esasının incelenmesini ve uyuşmazlık hakkında bağlayıcı bir karar verilmesini de güvence altına almaktadır.
Bu kapsamda AYM, AYM, İbrahim Demiroğlu [GK], B. No: 2017/15698, T. 26/7/2019 kararına atıf yapmıştır. Anılan kararda karar hakkının, dava konusu edilen temel talebin yargı mercii tarafından incelenerek sonuca bağlanmasını güvence altına aldığı vurgulanmıştır. Somut olayda AYM, başvurucunun talep ettiği işçilik alacaklarının doğrudan defter, kayıt ve belgelerden kolayca tespit edilebilecek kesin bir alacak niteliğinde olmadığını değerlendirmiştir. Başvurucunun kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi için öncelikle iş sözleşmesinin sona erme sebebinin, feshin haklı olup olmadığının ve alacak koşullarının yargısal olarak incelenmesi gerekmektedir.
Mahkeme, 670 ve 675 sayılı KHK hükümleri kapsamında bazı alacaklar için idari başvuru yolu öngörülmüş olmasını tek başına yeterli görmemiştir. AYM’ye göre idari başvuru yolu, alacağın varlığı tartışmalıysa ve alacağın doğup doğmadığı yargısal değerlendirme gerektiriyorsa mahkemelerin esas inceleme yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu noktada AYM, AYM, Ali Suat Ertosun (16) [GK], B. No: 2014/1500, T. 18/9/2025 kararına da atıf yapmıştır. Anılan kararda henüz doğmamış, icra edilebilir hâle gelmemiş veya uyuşmazlık konusu olan alacaklarda yalnızca idari başvuru yolunun gösterilmesinin yeterli olmayabileceği belirtilmiştir.
AYM, başvurucunun alacağının mevcut olup olmadığı belirlenmeden davanın reddedilmesinin, başvurucunun uyuşmazlığın esasına ilişkin etkili ve bağlayıcı bir karar elde etmesini engellediğini değerlendirmiştir. Bu nedenle mahkemelerin yalnızca idari başvuru yolunu işaret ederek davayı reddetmesi karar hakkını ihlal etmiştir.
Sonuç
AYM, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Karar, KHK ile kapatılan şirketlerden kaynaklanan işçilik alacaklarında idari başvuru yolu ile yargısal inceleme arasındaki sınırı ortaya koymaktadır. AYM, idari başvuru yolunun varlığının her durumda mahkemelerin esas inceleme yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını vurgulamıştır.
Özellikle kıdem tazminatı ve feshe bağlı işçilik alacaklarında, alacağın doğup doğmadığının tespiti için feshin niteliği ve çalışma ilişkisinin koşulları incelenmelidir. Bu nedenle mahkemelerin, uyuşmazlığın esasını değerlendirmeden davayı reddetmesi karar hakkını anlamsız hâle getirebilir. Bu yönüyle karar, karar hakkının yalnızca mahkemeye başvurma imkânından ibaret olmadığını; uyuşmazlığın esasına ilişkin etkili ve bağlayıcı bir karar elde etme hakkını da içerdiğini ortaya koyan önemli bir içtihat niteliğindedir.
Saygılarımızla,
JurisNote




Yorumlar