top of page

İşçilik Alacaklarında Islah, Zamanaşımı ve Mahkemeye Erişim Hakkı

Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM” veya “Mahkeme”) incelemesine konu başvuruda, işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada talebin artırılan kısmının zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi ve yargılama sürecinin uzun sürmesi nedeniyle, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (“Anayasa”) 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.


Somut olayda başvurucu, iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklarının tahsili amacıyla dava açmıştır. Yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporları doğrultusunda başvurucu, talebini ıslah yoluyla artırmıştır. Ancak derece mahkemesi, artırılan kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle bu talepleri reddetmiştir.


Mahkeme, ilk dava tarihini esas alarak değil, ıslah tarihini dikkate alarak zamanaşımı değerlendirmesi yapmış ve buna göre bazı alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşmıştır. Bu yaklaşım doğrultusunda dava kısmen kabul edilmiş, artırılan taleplerin bir kısmı ise reddedilmiştir.


Başvurucu, bu uygulamanın hakkaniyete aykırı olduğunu, alacak miktarını yargılama sırasında öğrenebildiğini ve buna rağmen artırılan taleplerin zamanaşımına uğradığının kabul edilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur.


Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi

AYM, başvuruyu Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı çerçevesinde özellikle mahkemeye erişim hakkı yönünden incelemiştir. Mahkeme, yerleşik içtihadında mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, ancak bu hakka getirilen sınırlamaların kanuni dayanağının bulunması, meşru bir amaç gütmesi ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede zamanaşımı kurallarının da mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil edebileceği kabul edilmektedir.


AYM, müdahalenin kanuni dayanağına ilişkin olarak zamanaşımı hükümlerinin hukuki güvenliği sağlama ve uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesini temin etme amacına hizmet ettiğini belirtmiştir. Bununla birlikte Mahkeme, somut olayın özellikleri çerçevesinde bu kuralların nasıl uygulandığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, özellikle işçilik alacaklarına ilişkin davalarda alacak miktarının çoğu zaman yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesi ile netleştiğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle başvurucunun dava açtığı tarihte alacağının tam miktarını bilmesinin her zaman mümkün olmadığı, bu durumun ıslah yoluyla talep artırımı yapılmasını zorunlu kılabildiği vurgulanmıştır.


Bu noktada AYM, kendi içtihatlarına atıf yaparak, bireylerin dava açarken alacaklarının tamamını belirleyememeleri nedeniyle sonradan talep artırmalarının doğal olduğunu ve bu durumun katı bir şekilde zamanaşımı kurallarına tabi tutulmasının mahkemeye erişim hakkını zedeleyebileceğini ifade etmiştir. Nitekim Mahkeme, H.B. kararında (B. No: 2019/430, 23/3/2023) ve H.B.T. kararında (B. No: 2019/22031, 10/7/2024) benzer şekilde, ıslah edilen taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin başvurucuya aşırı bir külfet yükleyebileceğini vurgulamıştır.


Mahkeme ayrıca Ö.Ş. (B. No: 2012/791, 7/11/2013) kararında, mahkemeye erişim hakkının yalnızca dava açabilme imkânı ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda uyuşmazlığın esası hakkında etkili bir inceleme yapılmasını da kapsadığını belirtmiştir. Yine K.K. (B. No: 2012/660, 7/11/2013) kararında, usul kurallarının aşırı şekilci yorumlanmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği ifade edilmiştir.


Somut olayda AYM, başvurucunun alacak miktarını yargılama sürecinde öğrendiğini ve buna bağlı olarak talebini artırdığını, buna rağmen artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin başvurucu üzerinde orantısız bir yük oluşturduğunu değerlendirmiştir. Mahkemeye göre, derece mahkemelerinin ıslah tarihini esas alarak zamanaşımı uygulaması yapması, başvurucunun alacağının önemli bir kısmını talep edememesi sonucunu doğurmuş ve mahkemeye erişim hakkını zedelemiştir.


AYM, müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken özellikle başvurucuya yüklenen külfetin ağırlığına dikkat çekmiş ve başvurucunun alacağını elde etmesini önemli ölçüde zorlaştıran bu uygulamanın orantılı olmadığını tespit etmiştir.


Sonuç

AYM, tüm bu değerlendirmeler ışığında başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.


İncelenen karar, işçilik alacaklarında ıslah yoluyla artırılan taleplerin zamanaşımı bakımından nasıl değerlendirileceğine ilişkin önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Karar ile birlikte, özellikle alacak miktarının yargılama sürecinde belirlendiği durumlarda zamanaşımı kurallarının katı ve şekilci şekilde uygulanmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği açık biçimde ortaya konulmuştur.


Bu yönüyle karar, usul kurallarının uygulanmasında ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiğini vurgulayan ve bireylerin hak arama özgürlüğünü güçlendiren önemli bir anayasal değerlendirme niteliği taşımaktadır.

Saygılarımızla,

JurisNote


Yorumlar


bottom of page