top of page

İmar Uygulamaları Kapsamında Mülkiyet Hakkına Yapılan Müdahalelerin Ölçülülüğü

Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) incelemesine konu başvuruda, başvurucu E.E., mülkiyetinde bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerçekleştirilen imar uygulamaları ve kentsel dönüşüm süreci kapsamında uğradığını ileri sürdüğü zararın giderilmemesi nedeniyle, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (“Anayasa” veya “AY”) 35. maddesinde güvence altına alınan “mülkiyet hakkı”nın ihlal edildiğini iddia etmiştir.

 

Somut olayda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (“TOKİ”) ile ilgili belediye arasında imzalanan protokol çerçevesinde belirli bir bölgenin “kentsel dönüşüm alanı” ilan edildiği ve bu kapsamda söz konusu bölgede bulunan taşınmazlara ilişkin olarak imar uygulaması gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu süreçte, başvurucuya ait taşınmazların bulunduğu parseller üzerinde yeniden düzenleme yapılmış; parselasyon işlemleri neticesinde başvurucuya farklı bir taşınmaz tahsis edilmiştir.

 

Bununla birlikte, başvurucuya ait önceki taşınmaz üzerinde bulunan yapı, müştemilat ve çeşitli ağaçların söz konusu imar uygulaması sürecinde ortadan kaldırıldığı; ancak bu unsurların ekonomik değerine ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, söz konusu yapı ve ağaçların bedelinin tespit edilmesi ve kendisine ödenmesi talebiyle yargı yoluna başvurmuştur.

 

Derece mahkemeleri nezdinde yürütülen yargılama sürecinde, bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve başvurucuya ait yapı ve ağaçların belirli bir ekonomik değere sahip olduğunun tespit edildiği; ancak buna rağmen söz konusu bedelin başvurucuya ödenmediği görülmektedir. Başvurucu, bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek bireysel başvuru yoluna gitmiştir.

 

Uyuşmazlığın temelini, imar uygulamaları kapsamında gerçekleştirilen müdahaleler sonucunda taşınmaz üzerinde bulunan ekonomik değerlerin karşılıksız bırakılıp bırakılamayacağı ve bu kapsamda idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı sorunu oluşturmaktadır.

 

Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi

AYM, başvuruyu AY m. 35 kapsamında güvence altına alınan “mülkiyet hakkı” çerçevesinde incelemiştir. AYM, mülkiyet hakkının yalnızca taşınmazın çıplak mülkiyetini değil; aynı zamanda taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç ve benzeri ekonomik değerleri de kapsadığını vurgulamıştır.

 

Bu bağlamda AYM, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin “kanunilik”, “meşru amaç” ve “ölçülülük” ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Özellikle imar uygulamaları ve kentsel dönüşüm projeleri kapsamında gerçekleştirilen müdahalelerin kamu yararı amacına dayanabileceği kabul edilmekle birlikte, bu müdahalelerin birey üzerinde aşırı ve orantısız bir külfet doğurmaması gerektiği belirtilmiştir.

 

Somut olay bakımından AYM, başvurucunun taşınmazı üzerinde bulunan yapı ve ağaçların imar uygulaması sürecinde ortadan kaldırıldığını ve bu suretle başvurucunun söz konusu malvarlığı değerlerinden yararlanma imkânının fiilen ortadan kalktığını tespit etmiştir. Bu durumun, mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

 

Bununla birlikte Mahkeme, söz konusu müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken özellikle “adil denge” ilkesine vurgu yapmıştır. Bu ilke uyarınca, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında makul bir denge kurulması gerekmektedir. Ancak somut olayda, başvurucuya ait yapı ve ağaçların ekonomik değerinin bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen bu değerin başvurucuya ödenmemesi, söz konusu dengenin başvurucu aleyhine bozulmasına neden olmuştur.

 

AYM ayrıca, idarenin başvurucunun uğradığı zararı gidermeye yönelik etkili ve yeterli bir tazmin mekanizması işletmediğini; bu durumun başvurucuya “olağan dışı ve aşırı bir külfet” yüklediğini değerlendirmiştir. Bu kapsamda AYM, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesini karşılamadığını ve başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğini sonucuna ulaşmıştır.

 

Öte yandan AYM, imar uygulamaları sonucunda taşınmazın yeniden tahsis edilmesinin tek başına mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ortadan kaldırmayacağını; taşınmaz üzerinde bulunan diğer ekonomik değerlerin de dikkate alınarak başvurucunun uğradığı zararın bütüncül şekilde giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

 

Sonuç

AYM, açıklanan gerekçelerle başvurucunun “mülkiyet hakkı”nın ihlal edildiğine karar vermiştir.

 

İncelenen işbu karar, imar uygulamaları ve kentsel dönüşüm süreçlerinde idarenin yalnızca taşınmazın yeniden tahsisi ile yetinmemesi gerektiğini; taşınmaz üzerinde bulunan yapı, ağaç ve benzeri ekonomik değerlerin de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilerek bunların karşılığının başvurucuya ödenmesinin zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle karar, mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin olarak “adil denge” ve “ölçülülük” ilkelerinin somut uyuşmazlıklarda nasıl uygulanması gerektiğine dair önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

 



Yorumlar


bottom of page