Yabancılık Unsuru Taşıyan İş Sözleşmelerinde Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi ve Mahkemeye Erişim Hakkı
- JurisNote

- 17 Mar
- 3 dakikada okunur
Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi
Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM” veya “Mahkeme”) incelemesine konu başvuruda, yurt dışında işçi olarak çalışan başvurucuların, iş sözleşmelerinin feshedilmesi üzerine açtıkları işçilik alacakları davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesi nedeniyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (“Anayasa”) 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.
Somut olayda başvurucular, yurt dışında işçi olarak çalışırken iş sözleşmelerinin feshedilmesi üzerine işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açmıştır. Başvurucular, aralarındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüş; buna karşılık yargı mercileri, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığını dikkate alarak uygulanacak hukukun tespiti bakımından farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. Başvurucuların temel iddiası, Türk hukuku ile sıkı ilişkili bir uyuşmazlık söz konusu olmasına rağmen, yargı mercilerinin içtihat değişikliğine dayanarak davalarını süre aşımı nedeniyle reddetmesi ve bu nedenle mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesidir.
Başvurucular, iş ilişkilerinin Türk işverenlerle kurulduğunu, iş sözleşmelerinin Türk hukuku ile bağlantılı olduğunu ve daha önceki uygulama dikkate alındığında davalarının reddedilmesini öngöremediklerini ileri sürmüştür. Bu kapsamda başvurucular, uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması nedeniyle hak arama imkânlarının ölçüsüz şekilde sınırlandığını iddia etmiştir.
Uyuşmazlığın temelini, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukukun belirlenmesi, bu kapsamda işçinin mutat işyeri hukuku ile iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukuk arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı ve yargı mercilerinin içtihat değişikliğine dayalı değerlendirmelerinin mahkemeye erişim hakkı ile bağdaşıp bağdaşmadığı oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi
AYM, başvuruyu Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında ve bu hakkın unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı yönünden incelemiştir.
Somut başvuruda AYM, uyuşmazlığın merkezinde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 27. maddesinin bulunduğunu değerlendirmiştir. Anılan düzenleme, iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tarafların hukuk seçimi yapabilmesine imkân tanımakla birlikte, işçinin mutat işyeri hukukunun emredici hükümleriyle sağlanan asgari korumadan mahrum bırakılamayacağını öngörmektedir. Ayrıca tarafların hukuk seçimi yapmadığı hâllerde, iş sözleşmesinin mutat işyeri hukukuna tabi olduğu; ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması durumunda bu hukukun uygulanabileceği kabul edilmektedir.
AYM, daha önce verdiği iptal kararında da MÖHUK m. 27’nin işçiyi koruma amacı taşıdığını vurgulamıştır. Mahkeme’nin 5/11/2024 tarihli ve E.2023/158, K.2024/187 sayılı kararında, MÖHUK’un 27. maddesinin bazı bölümleri iptal edilmiş; karar gerekçesinde, hukuk seçimi yapılsa dahi işçinin mutat işyeri hukukunun emredici hükümlerinden kaynaklanan asgari korumadan mahrum bırakılamayacağı ifade edilmiştir. Mahkeme ayrıca, mutat işyeri hukukundan daha sıkı ilişkili hukukun uygulanmasının, ancak işçinin aleyhine sonuç doğurmaması hâlinde mümkün olabileceğine işaret etmiştir.
AYM, bu değerlendirmesini bireysel başvuru kapsamında verdiği A.Ç. kararıyla da ilişkilendirmiştir. Mahkeme’nin A.Ç. kararında (İkinci Bölüm, B. No: 2024/48855, 29/7/2025), başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açtığı işçilik alacakları davasında yabancı hukukun uygulanması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anılan kararda AYM, tarafların iş ilişkisi bakımından Türkiye ile güçlü bağlantılar bulunduğu durumlarda, uygulanacak hukukun belirlenmesinde işçinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde şekli bir yaklaşım benimsenmesinin mahkemeye erişim hakkını zedeleyebileceğini değerlendirmiştir.
Mahkeme, somut olayda da başvurucuların, Türk hukukuyla sıkı bağlantılı olduğunu ileri sürdükleri iş ilişkilerinden kaynaklanan alacak taleplerinin süre aşımı nedeniyle reddedildiğini tespit etmiştir. Başvurucular, yargı mercilerinin içtihat değişikliğine dayalı olarak uyuşmazlığa yabancı hukuk uyguladığını ve bu durumun kendilerini olumsuz etkilediğini ileri sürmüştür. AYM, başvurucuların bu iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
AYM, tarafların hukuk seçimi yapmadığı durumlarda iş sözleşmesinin mutat işyeri hukukuna tabi olmasının genel kural olduğunu, ancak iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili başka bir hukukun bulunması hâlinde bu hukukun da uygulanabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte Mahkeme’ye göre, daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması işçinin aleyhine sonuç doğuracaksa, bu durum işçinin korunması ilkesiyle bağdaşmayabilir.
Bu kapsamda AYM, yargı mercilerinin yabancılık unsuru taşıyan iş uyuşmazlıklarında uygulanacak hukuku belirlerken yalnızca şekli bağlantı noktalarına dayanamayacağını vurgulamıştır. İşçinin işe alındığı yer, iş sözleşmesinin kurulduğu yer, işverenin merkezi, ücretin ödendiği yer, sosyal güvenlik ilişkisi, tarafların fiilî iradesi ve iş ilişkisinin ekonomik ve hukuki merkezi gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkeme, bu unsurlar dikkate alınmadan yapılan hukuki nitelendirmenin işçinin mahkemeye erişim hakkı üzerinde ölçüsüz bir sınırlama doğurabileceğini kabul etmiştir.
Somut olayda AYM, yargı mercilerinin başvurucuların iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun tespitine ilişkin iddialarını yeterli şekilde değerlendirmediği sonucuna ulaşmıştır. Başvurucuların, iş ilişkilerinin Türk hukuku ile bağlantılı olduğuna yönelik iddiaları, davanın sonucuna etkili nitelikte olmasına rağmen, derece mahkemeleri tarafından somut ve yeterli şekilde tartışılmamıştır. Bu nedenle Mahkeme, yargı mercilerinin yaklaşımının başvuruculara ağır bir külfet yüklediğini ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini değerlendirmiştir.
Sonuç
AYM, tüm bu değerlendirmeler ışığında başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
İncelenen karar, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukukun belirlenmesinde işçiyi koruma ilkesinin anayasal önemini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Karar, mutat işyeri hukuku ve daha sıkı ilişkili hukuk değerlendirmesinin, işçi aleyhine ölçüsüz sonuçlar doğurmayacak şekilde yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu yönüyle karar, yabancı ülkede çalışan işçilerin Türkiye bağlantılı iş ilişkilerinden doğan alacak davalarında uygulanacak hukukun belirlenmesi bakımından uygulamaya yön veren önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Saygılarımızla,
JurisNote




Yorumlar