top of page

Mülkiyet Hakkı İhlali: İcra Dosyasındaki Nemanın Hazineye Aktarılması

Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) incelemesine konu olan başvuruda; başvurucular (“Başvurucular”) aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında, hacizlerin kaldırılması ve paranın alacaklıya ödenmemesi amacıyla icra dosyasına yatırılan nakit teminatın nemalandırılması sonucu elde edilen gelirin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki Tek Hazine Cari Hesabı’na (“Hazine”) irat kaydedilmesi suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilmiştir.


Somut olayda Başvurucular, kendilerine yönelik 269.369,11 Türk lirası (“TL”) tutarındaki icra takibine karşı menfi tespit davası açmış ve mahkemeden paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı almışlardır. Bu kapsamda Başvurucular, uyuşmazlık konusu bedeli icra dosyasına depo etmiş ve söz konusu paranın yargılama süresince değer kaybına uğramaması amacıyla nemalandırılmasını talep etmişlerdir. İcra dairesince söz konusu bedelin vadeli hesapta değerlendirilmesi sonucunda 48.140,80 TL tutarında nema geliri elde edilmiştir.


Menfi tespit davasının reddedilmesi üzerine icra dosyasındaki ana para alacaklıya ödenmiş; ancak elde edilen nema geliri, hak sahiplerine iade edilmek yerine Hazine’ye aktarılmıştır. Başvurucular, icra dosyasının tarafı olmayan Hazineye bu şekilde ödeme yapılmasının mülkiyet haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuşlardır.


Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Anayasa Mahkemesi, icra dosyasına yatırılan paranın nemasının, alacaklıya yapılacak ödeme veya borçluya iade sürecinde doğrudan başvurucuların malvarlığını etkilediğini ve bu yönüyle ekonomik bir değer ifade ettiğini tespit etmiştir.


Bu çerçevede AYM, nemanın Hazine’ye irat kaydedilmesini mülkiyet hakkına müdahale olarak nitelendirmiş; söz konusu müdahalenin anayasal denetimini kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, başvuruculara ait bir ekonomik değerin kamuya aktarılmasının kamu yararıyla haklı kılınabilecek meşru bir amaca dayanmadığı ve bu yönüyle müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.


AYM ayrıca, yargısal süreç kapsamında kamu otoritelerinin kontrolüne bırakılan paranın değerinin korunmasının önemine işaret etmiş; özel kişilere ait bir malvarlığı unsurunun, açık bir hukuki ve meşru gerekçe olmaksızın kamuya aktarılmasının mülkiyet hakkı güvencesiyle bağdaşmayacağını vurgulamıştır.


Sonuç

6 Ocak 2026 tarihli ve 33129 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 28 Mayıs 2025 tarihli ve 2020/22230 başvuru numaralı kararıyla; Başvurucular’ın mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.


Anayasa Mahkemesi, özel hukuk kişilerine ait paraların nemasının herhangi bir meşru amaç olmaksızın Hazine’ye aktarılmasını anayasal güvencelerle bağdaşmaz bulmuş; bu doğrultuda yargılama giderlerinin başvuruculara ödenmesine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. 


İşbu içtihat; mülkiyet hakkının yalnızca mevcut varlıkları değil, bu varlıkların ekonomik değerini koruyan nemaları da kapsadığını; devletin emanet aldığı bedeller üzerinde karşılıksız yararlanma yetkisinin bulunmadığını teyit etmektedir. Bu yönüyle karar, hukuk devletinde bireylerin mülkiyet haklarının korunmasında devletin pozitif yükümlülüklerinin sınırlarını ve dokunulmazlığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Saygılarımızla,

JurisNote


Yorumlar


bottom of page