top of page

Mutat Meskene İade Kararlarında Eksik İncelemenin Aile Hayatına Saygı Hakkına Etkisi

Güncelleme tarihi: 15 May

Maddi Vakıaların Özeti ve Uyuşmazlığın Gelişimi

Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM” veya “Mahkeme”) incelemesine konu başvuruda, müşterek çocuğun yurt dışında bulunan mutat meskenine iade edilmesi talebiyle açılan davanın kabul edilmesi nedeniyle, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (“Anayasa”) 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.


Somut olayda başvurucu, A.F.C. uyruklu M.N. ile evlenmiş ve bu evlilikten müşterek çocuk dünyaya gelmiştir. Başvurucu, eşiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle müşterek çocukla birlikte Türkiye’ye gelmiş ve sonrasında boşanma davası açmıştır. M.N. ise müşterek çocuğun mutat meskenine iadesi talebiyle, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme kapsamında başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru üzerine Bakanlık aracılığıyla süreç işletilmiş ve müşterek çocuğun mutat meskenine iadesi istemiyle aile mahkemesi nezdinde dava açılmıştır.


Başvurucu, yargılama sürecinde müşterek çocuğun babası M.N.’nin akciğer kanseri olduğunu, yoğun şekilde tedavi gördüğünü, ayrıca uyuşturucu madde kullandığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre bu hususlar, çocuğun babanın yanında veya babanın bulunduğu ülkede korunmasız kalma, psikolojik ya da fiziksel risklerle karşılaşma ihtimalini doğurmaktadır. Başvurucu, bu nedenle çocuğun mutat meskenine iade edilmesinin çocuğun üstün yararına aykırı olduğunu savunmuştur.


Yargılama sırasında müşterek çocuk hakkında sosyal inceleme yapılmış; raporda çocuğun anneye bağımlı olduğu, yaşadığı ev, okul, arkadaş çevresi ve yakın aile bireyleriyle ilişkilerinin Türkiye’de geliştiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca çocuğun babasıyla ilişkisinin değerlendirilerek Türkiye’ye uyum sağladığı ve annenin yanında bulunmasının çocuğun bakım ve gelişimi açısından önem taşıdığına yönelik tespitlere yer verilmiştir.


Buna rağmen ilk derece mahkemesi, müşterek çocuğun mutat meskeninin ABD olduğu ve çocuğun iadesine engel teşkil edecek nitelikte ciddi bir riskin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun ileri sürdüğü iddialara ilişkin olarak, babanın madde kullanımına ve sağlık durumuna dair yeterli ve somut bilgi-belge sunulmadığını belirtmiştir.

Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka uygun bulmuştur. Başvurucu, nihai kararı öğrendikten sonra bireysel başvuruda bulunmuş ve AYM, iade işleminin gerçekleşmesi hâlinde telafisi imkânsız sonuçlar doğabileceği gerekçesiyle çocuğun mutat meskenine iadesinin geçici olarak durdurulmasına karar vermiştir.


Uyuşmazlığın temelini, müşterek çocuğun mutat meskenine iadesine karar verilirken çocuğun üstün yararının yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği, başvurucunun babanın sağlık durumu ve uyuşturucu kullanımı gibi somut risk iddialarının mahkemelerce yeterli şekilde araştırılıp araştırılmadığı ve bu kapsamda aile hayatına saygı hakkının ihlal edilip edilmediği oluşturmaktadır.


Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi

YM, başvuruyu Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemiştir. Mahkeme, çocuk iadesine ilişkin uyuşmazlıklarda yalnızca ebeveynlerin hak ve menfaatlerinin değil, öncelikle çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.AYM’ye göre aile hayatına saygı hakkı, ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkinin korunmasını ve kamu makamlarının bu ilişkinin gelişmesini sağlayacak tedbirleri almasını gerektirir. Bununla birlikte çocuk iadesi davalarında temel belirleyici unsur, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle mahkemeler, tarafların iddialarını soyut şekilde değil, çocuğun fiziksel ve psikolojik bütünlüğü üzerindeki muhtemel etkileriyle birliktedeğerlendirmelidir.

 

Mahkeme, bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) içtihatlarına da atıf yapmıştır. AİHM, M.F./Fransa, B. No: 2014/13936, T. 8/3/2018 kararında, çocuk iadesi davalarında iade talebinin kural olarak çocuğun mutat meskenine dönmesini sağlamayı amaçladığını; ancak çocuğun ağır fiziksel veya psikolojik zarar riskine maruz kalabileceği ya da başka şekilde katlanılamaz bir duruma düşebileceği hallerde iadenin durdurulmasının gerekebileceğinikabul etmiştir.

 

AYM ayrıca, AİHM, D.T./Yunanistan, B. No: 2018/35068, T. 9/6/2020 kararına da yer vermiştir. Bu kararda, küçük yaşta çocuğun doğumdan itibaren annesi tarafından bakıldığı ve anne yanında alıştığı düzenin, iade sürecinde gözetilmesi gereken önemli unsurlardan biri olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda annenin çocuğa bakım veren temel kişi olması, çocuğun yaşı, sosyal çevresi ve psikolojik durumu, çocuğun üstün yararının belirlenmesinde dikkate alınması gereken hususlar arasında sayılmıştır.

 

Mahkeme, somut olayda çocuğun annesiyle birlikte Türkiye’ye geldiğini, burada sosyal çevre ve yaşam düzeni oluşturduğunu, ayrıca sosyal inceleme raporunda çocuğun anneye bağımlılığı ve Türkiye’ye uyumu konusunda tespitler bulunduğunu dikkate almıştır. Buna göre, çocuğun iadesi halinde karşılaşabileceği etkilerin yalnızca mutat mesken kavramı üzerinden değil, çocuğun mevcut yaşam koşulları ve üstün yararı üzerinden de değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

AYM, başvurucunun babaya ilişkin iddialarının yargılamanın sonucu bakımından esaslı olduğunu değerlendirmiştir. Başvurucu, M.N.’nin uyuşturucu madde kullandığını, sağlık sorunları bulunduğunu ve çocuğun iade edilmesi halinde ciddi risklerle karşılaşabileceğini ileri sürmüştür. Mahkeme’ye göre bu iddialar, Lahey Sözleşmesi’nin 13. maddesi kapsamında iade talebinin reddi bakımından dikkate alınması gereken nitelikte olup derece mahkemelerince daha ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.

 

Mahkeme, derece mahkemelerinin başvurucunun iddialarını yeterli şekilde araştırmadan ve ilgili riskleri somut olarak değerlendirmeden karar verdiğini tespit etmiştir. Başvurucunun M.N.’nin uyuşturucu kullanımı ve sağlık durumuna ilişkin iddiaları bakımından, mahkemelerin yalnızca belge sunulmadığı gerekçesiyle yetinmemesi; gerektiğinde ilgili makamlardan bilgi alınması, tarafların beyanlarının karşılaştırılması ve çocuğun iade sonrası karşılaşabileceği risklerin bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

AYM’ye göre, çocuk iadesi davalarında mahkemelerin görevi yalnızca mutat meskenin belirlenmesiyle sınırlı değildir. Mahkemeler, çocuğun iade edilmesi halinde ağır fiziksel veya psikolojik zarar riski bulunup bulunmadığını, çocuğun alıştığı çevreden ayrılmasının etkilerini, bakım veren ebeveynle ilişkisini ve çocuğun yüksek menfaatini somut verilerle değerlendirmekle yükümlüdür. Somut olayda bu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme, başvurucunun iddialarının çocuğun üstün yararı bakımından belirleyici olabilecek nitelikte olduğunu ancak derece mahkemelerince bu iddiaların yeterli incelemeye tabi tutulmadığını değerlendirmiştir. Bu nedenle, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

 

Sonuç

AYM, tüm bu değerlendirmeler ışığında başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş; müşterek çocuğun mutat meskenine iadesiyle ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar çocuğun mutat meskenine iade edilmemesine de hükmedilmiştir.

 

İncelenen karar, uluslararası çocuk iadesi davalarında çocuğun üstün yararı ilkesinin yalnızca şekli bir değerlendirme konusu yapılamayacağını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. AYM, mutat meskene iade taleplerinde, çocuğun iade edilmesi halinde karşılaşabileceği fiziksel ve psikolojik risklerin, mevcut yaşam koşullarının ve bakım veren ebeveynle ilişkisinin somut şekilde araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.

 

Karar aynı zamanda, Lahey Sözleşmesi kapsamında yürütülen çocuk iadesi yargılamalarında mahkemelerin araştırma yükümlülüğünün kapsamını ortaya koymaktadır. Buna göre mahkemeler, iade talebini değerlendirirken yalnızca mutat meskenin neresi olduğunu belirlemekle yetinmemeli; iadenin çocuk üzerinde doğurabileceği etkileri ve çocuğun yüksek menfaatini kapsamlı şekilde incelemelidir. Bu yönüyle karar, aile hayatına saygı hakkı, çocuğun üstün yararı ve uluslararası çocuk iadesi mekanizması arasındaki ilişkinin anayasal düzeyde nasıl kurulması gerektiğine dair önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Saygılarımızla,

JurisNote


Yorumlar


bottom of page